Bir Kupadan Daha Fazlası
Geçen sene 29 yıllık kupasızlık serisinin bitmesi ile ülke “geyik” gündeminde önemini yitiren Türkiye Kupası, bu sene de yine Fenerbahçe’nin kazanmasıyla iyice gözden düştü, artık başka bir takım kazanıncaya kadar önemsiz bir kupa olarak kalacak onlara göre.
Ama bize göre öyle değil, 64 maç oynadığımız bu sezonda mücadelenin,
sahaya koyulan yüreğin, verilen emeğin, dökülen terin, çekilen cefaların, alınan
cezaların, tüm yaşanılanların simgesi oldu.
Yani bir kupadan daha fazlasıydı.
Yani bir kupadan daha fazlasıydı.
Burak Yıldırım’a ithaf olundu…
Rahat uyu kardeşim, senin içindi...
Ziraat Türkiye Kupasında 11 maç oynayan Fenerbahçe, 7
galibiyet 3 beraberlik 1 mağlubiyet aldı. 20 gol attı, 7 gol yedi.(Penaltılara
giden Eskişehir maçında atılan penaltı golleri hariç) En çok golü Sezer ve Cristian 3’er golle attılar. Recep ve Beykan çubuklu forma ile ilk resmi
gollerini bu turnuvada attılar yine.
Yarı finale kadar yedek oyuncularla ilerleyen takım ,
Eskişehir engelini aşarken yaptığı gibi finalde de Trabzonspor karşısında
cezalı ve sakatlar hariç ideal 11’i ile mücadele etti. Fenerbahçe'li futbolcularda hem zihinsel hem bedensel yorgunluk fark ediliyordu. Ancak bütün sezon onca maç oynayıp 3 kulvarda ilerleyip sıfır kupa da yakışmazdı çubukluya. Rakibine göre yorgun ama daha istekliydi. 2 ciddi pozisyon
verdi ama daha önemli pozisyonlar buldu, daha üstün oynadı, sonuna kadar galibiyeti
hak etti.
“Karşı Kale” deki Tolga’nın iyi performansı olmasa farklı bir galibiyet gelebilirdi hatta. Bu arada Tolga’nın maç sonuna doğru Fenerbahçe’li futbolculara karşı saldırgan tavırları ve maç bitimi hareketleri, demeçleri iyi oyununun önüne geçti ve sportmenliğe gölge düşürdü. Yine de bir Zokora değil !
Bu kadar düşmanca tavırlarla sporun ruhuna aykırı hareket eden, bu kadar kötü niyetli bir futbolcu az bulunur sanırım, var olanlar da medeni ülkelerde gereken cezaları alır herhalde. Amma Emre’ye attığı kasti tekmeyi görmezden gelip oyunda tutan hakem de az bulunur. "Lan" diye hitap edilen bu hakem, görerek yanlış karar verip duymayıp uydurarak oyundan attığı Caner olayını hatırlayınca, Zokora’yı o tekmesinden dolayı oyundan atamayanın mesleğine ayıptır, aldığı paraya yazıktır. Her ikisine de yazıklar olsun.
“Karşı Kale” deki Tolga’nın iyi performansı olmasa farklı bir galibiyet gelebilirdi hatta. Bu arada Tolga’nın maç sonuna doğru Fenerbahçe’li futbolculara karşı saldırgan tavırları ve maç bitimi hareketleri, demeçleri iyi oyununun önüne geçti ve sportmenliğe gölge düşürdü. Yine de bir Zokora değil !
Bu kadar düşmanca tavırlarla sporun ruhuna aykırı hareket eden, bu kadar kötü niyetli bir futbolcu az bulunur sanırım, var olanlar da medeni ülkelerde gereken cezaları alır herhalde. Amma Emre’ye attığı kasti tekmeyi görmezden gelip oyunda tutan hakem de az bulunur. "Lan" diye hitap edilen bu hakem, görerek yanlış karar verip duymayıp uydurarak oyundan attığı Caner olayını hatırlayınca, Zokora’yı o tekmesinden dolayı oyundan atamayanın mesleğine ayıptır, aldığı paraya yazıktır. Her ikisine de yazıklar olsun.
Ve Aykut Kocaman...
Bu kupa başarısının mimarı O ...
Fenerbahçe için turnuva
takımı olabilmek, grup ve eleme maçları oynayarak ilerlemek, finallere çıkmak pek
kolay ve alışılmış değildi. Nitekim 51 kez oynanan Türkiye Kupasında 15 kez final oynayıp
6 kez kazanan – 2 sini de son iki sezon kazanan- , Avrupa Kupalarında sadece
bir kere Yarı Final oynayan - onu da bu sene oynayan - bir takımdan
bahsediyoruz. Bu kötü tabloyu farklı bir zihniyete evirerek, yeni bir
kupa-turnuva-eleme kültürü oturtmaya çalışan hoca, 3 sezonda 1 lig, 2 kupa olmak
üzere 3 şampiyonluk alması ve Avrupa’nın
2. Kupasında son 4 e kalarak ilk defa Mayıs ayını görmesi başarıdır.
Fakat
Fenerbahçeli için bunlar yeterli değildir elbette, artık iki yıldır şampiyon olunamayan Lig’e ağırlık vermek, paralelinde Avrupa’da ilerlemek hedeflenmelidir.
Bu arada önce 11 Ağustos’ta, geçen sezondan kalan küçük bir hesabı kapatmak ve Süper
kupayı alarak bu mücadeleye başlamak güzel olur...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder